Haz
16

Kablosuz Ağ Sistemi Nedir? Nasıl Çalışır?

Kablosuz ağ bağlantısı ilk olarak acil durumlarda iletişime olanak sağlayabilecek bir sistemin geliştirilmesi üzerine bulunmuştur. Daha sonra yaygınlaşarak oldukça fazla kullanım alanı bulmuştur. Çünkü kablosuz ağ sistemi şehirlerde oldukça ucuz maliyetlerle hiçbir altyapı ve kablo bağlantısı işlemlerine gerek duymadan kesintisiz internet bağlantısı sağlanabilmektedir. Kablolu bağlantı sistemlerinde belirli sayıda her PC’ye bir kablo gidecek şekilde bağlantı sağlanır fakat kablosuz ağ sistemlerinde birçok bağlantı noktası üzerinden çok geniş bir alanda ve çok daha fazla sayıda kullanıcı özgürce bağlanabilmektedir. Kablosuz ağ bağlantı noktaları diğer ağlarla iletişime geçecek şekilde programlanmıştır. A noktasından B noktasına giden bir bilgi, bağlantı noktalarının birinden diğerine geçerek ilerler. Bu esnada bağlantı noktası en hızlı ve güvenli yolu seçer. Buna dinamik yol gösterme(dynamic routing) denir.

Nasıl Çalışır
Kablosuz ağ bağlantı noktaları aslında bildiğimiz router modemlerle aynı şekilde çalışırlar ve küçük radyo dalgaları üreten sistemlerdir. WiFi standartları çeşit ve özelliklerine göre 802.11a, b,g ve n olarak ayrılmışlardır. Bunlardan en yaygın olarak kullanılanı 802.11b’dir ve 2.4Ghz’lik yayılma aralığına sahiptir. Ancak 802.11b ile en fazla 11 Megabit’lik bağlantı kurabilmek mümkündür. Oysa 802.11g ile saniyede 54 Mbit, 802.11n ile 140 Mbit’lik hızlara ulaşmak mümkündür. Günümüzde dizüstü bilgisayarların tamamına yakını üzerlerinde entegre Wi-Fi alıcıları bulundururlar. Bulunmayanlar ise PCMCIA kartlarla bu özelliği kolayca kazanabilirler.

Kablosuz ağ sistemleri radyo frekansları ile çalışmaktadırlar. Radyo dalgaları ile haberleşme üç çeşit olabilmektedir. Bunlar alıcı(receiver), verici(transmitter) ve alıcı-verici(trans-receiver) olarak adlandırılırlar.

Bunlardan kısaca bahsetmek gerekirse;

Alıcılar
Adından da anlaşılabileceği üzere sadece radyo sinyallerini alabilen fakat gönderme özelliği barındırmayan aygıtlardır. Bunlara en basit örnek olarak FM radyoları ve televizyonları gösterebiliriz.

Vericiler
Sadece radyo sinyalleri gönderebilen ama alma yetileri olmayan elektronik devrelerdir. Bunlara örnek olarak radyo verici istasyonları, televizyon verici İstasyonları vb. sayılabilir.

Alıcı-Vericiler
Hem alma hem verme özellikleri olan aygıtlardır. Bunlara örnek olarak telsiz röleleri, cep telefonu baz istasyonları, cep telefonları vb. sayılabilir.

İletişim anlamında bilinmesi gereken bir diğer konu ise iletim yönüdür. İletim yönleri üçe ayrılır:

1. Tek Yönlü İletim(Simplex): Kurulan iletim sistemin de iletimin sadece bir yöne yapılabildiği zaman aldığı addır. Örnek olarak FM radyolar gösterilebilir.

2. Çift Yönlü Eş Zamansız İletişim(Yarı-Dupleks, Half-Duplex): Kurulan iletim sisteminde çift yönlü iletim yapılabildiği ancak eş zamanlı olarak sadece bir tarafın gönderim yapabildiği sistemlerdir. Örnek olarak Telsiz uygulamaları gösterilebilir. Bilgi sistemlerinde kullanılan radyo frekansı ile çalışan kablosuz iletişim sistemleri genelde bu tiptedir. Örneğin IEEE 802.11g standardı 54 Mbps’de Yarı-Dupleks iletim imkanı sunar.

3. Çift Yönlü Eş Zamanlı İletişim (Tam-Dupleks,Full-Duplex): Hem alıcı hem vericinin eşzamanlı iletim yapabildiği zaman aldığı isimdir. Örnek olarak cep telefonları, telsiz telefonlar gösterilebilir.

Şehrin üzerinde bağlantı noktaları arasında kusursuz bir ağ oluşturulur. Bu sayede trende, arabada, parkta, cafelerde, restaurantlarda vb. birçok yerde özgürce internete bağlanabilmek mümkündür. Şehirlerde belirli aralıklarla yerleştirilmiş bağlantı noktaları ile kesintisiz sürekli bir bağlantı sağlanılır. Bunun için genellikle saniyede 11 Mbit(1.35MB/s) hıza olanak sağlayan ve 2.4 Ghz’lik yayılma aralığına sahip 802.11b sistemi kullanılır. Bu sistem hem fazla güç tüketmediklerinden hem 2.4 Ghz gibi birçok yerde kullanılan(modemler, oyun kumandaları vs.) standart bir yayılma aralığına sahip olduklarından ve insanlara zarar vermediği ifade edilen radyo frekansı ile haberleştiğinden şehir kullanımında tercih edilmektedir. Fakat şahsi görüşüm olarak bu frekansların her türlüsünün insanları etkilediğini ve aynı TV, radyo, cep telefonu frekanslarında olduğu gibi uzun vadede insanlara zararlı olacağını düşünüyorum. O nedenledir ki dizüstü bilgisayarımı biraz zorluk çıkarsa da kablolu modem ile kullanmaktayım.

Günümüzde adından bahsedilen yeni kablosuz ağ teknolojisi ise WiMAX’tir. Çalışma prensibi standart kablosuz ağ sistemleriyle aynıdır fakat çok güçlü mikrodalga iletimiyle sinyalleri daha uzak mesafelere taşıyabilmek mümkündür. Bu sayede birim metrekarelik alan için gereken kablosuz ağ noktası maliyeti düşmekle beraber sinyal kalitesi de arttırılmış olmaktadır. Tabi sinyal kuvveti arttıkça bunun insanlara daha da fazla zararlı olacağı gerçeği hiç düşünülüyor mu gerçekten merak ediyorum. Baz istasyonlarının sağlığımızı ve hatta hayatımızı büyük ölçüde tehdit ettiğini düşünürsek, buna kablosuz modem, oyun kumandaları, klavye, mouse, bluetooth cihazları gibi aygıtlar da eklenince oluşan manyetik kirlenmenin boyutlarını düşünmek bile istemiyorum. Teknolojinin insan sağlığını destekleyici şekilde örneğin CRT’lerden LCD monştörlere geçişte olduğu gibi ilerlemesi gerekirken, gün geçtikçe manyetik kirlenmeye çanak tutulması insanları endişelendiriyor. Bunun en son örneği ise, elektriğin e kablosuz olarak iletilmeye başlanması. Tam bir manyetik alan kaynağı olan elektrik enerjisinin dağıtımı bu şekilde desteklenir ve yaygınlaşırsa, çok daha vahim durumlarla karşılaşılacağı ve toplu beyin ölümlerinin gerçekleşebileceği aşikar. İnsan beyninin de nöronlar yani sinir hücreleri üzerinden elektriksel olarak çalıştığını biliyoruz. Manyetik alan kaynakları beynin kendi manyetik alanını bozarak beyin ısısını arttırmakta ve hücreleri yavaş yavaş öldürerek ciddi hasarlar vermekte. Bölünme ile bir daha yerine gelemeyen beyin hücrelerinin ölümünden kaynaklı ciddi dolaşım bozuklukları ve ilerleyen safhalarda buna bağlı vücut iflası ve beyin ölümleri görülebilir.

Teknolojinin daha bilinçli kullanılması gerektiğinin farkına felaketler olmadan önce varılması dileğiyle…

Kaynak : bilgiustam.com

Haz
26

Fan çeşitleri

Kategori: Donanım | Yorum Yapın

İşlemci fanları

CPU yani işlemciler için geliştirilen CPU fanlar işlemcilerin ısısının belirli bir seviyede tutulmasını sağlar. İşlemciler çalışma esnasında dahili elektrik enerjisinden sıcaklık üretirler. CPU üzerindeki yük arttıkça, CPU daha çok çalışacaktır ve bu da CPU’ların daha fazla ısınmasına neden olacaktır. Aşırı ısınan CPU ise bilgisayarınızın stabil çalışmasını engelleyecektir. Bir işlemci fanı soğutucuyla beraber aşırı ısınmayı engellemeye çalışır.

Soğutucu, CPU’nun hemen üzerinde yerleşmiş olan metal bir aygıttır. Bu aygıt direkt olarak işlemcinin ısısını kendine çekerek işlemcinin soğumasına katkıda bulunur.

Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi fanın kalitesi, CPU fanının etkinliğini yakından etkileyecektir. Özellikle overclock meraklılarının CPU fanları konusunda daha dikkatli ve seçici olması gerekiyor. Piyasada bulunan her fanın soğutmada başarılı olamadığı bir gerçek. Bu nedenle işlemcinizin ısınma durumuna bağlı olarak bir fan seçimi yapmalısınız.

Güç kaynağı fanları

Güç kaynağının en önemli bileşenlerinden biri hiç şüphesiz içinde barındırdığı fandır. Eski PC’lerde, güç kaynağı fanları bilgisayarların genel soğutmasında kullanılırdı ve bu yeterli gelirdi. Ancak bugünün PC’lerinde güç kaynağı fanlarının artık yeterli gelmediği ve donanımlara özel fanların tercih edildiği de bir gerçek.

Ekran kartı fanları

Eski ekran kartlarında kullanılması elzem olmayan ekran kartı fanları, bugünün ekran kartlarının vazgeçilmez bileşenlerinden biri olmuş durumda. Yüksek grafik kartlarının yoğun olarak kullanıldığı zamanlarda (örneğin sistem canavarı oyunları oynarken) ekran kartlarında aşırı ısınma gözlemlenir. Bu aşırı ısınma ise ekran kartının veriminin düşmesiyle sonuçlanabilir. Bu nedenle iyi bir ekran kartı fanı, ekran kartlarının vazgeçilmez bir parçasıdır. Günümüzde Nvidia ve Ati‘nin geliştirdiği yüksek seviyedeki ekran kartlarının bazılarında fanlar da yeterli gelmemektedir. Bu tip kartlarda daha gelişmiş soğutma sistemleri kullanılır ve nispeten daha sessiz çalışırlar.

Çipset fanları

Çipset fanları, çiplerin üzerinde yer alan, aşırı ısınmayı engellemeyi amaçlayan ufak çaplı fanlardır. Anakartların üzerinde bulunan çipsetlerin bazılarında anakart üreticileri, aşırı ısınmanın önüne geçmek için çipsetlerin üzerine fan yerleştirmişlerdir.

Kasaiçi fan

Kasaiçi fanlar, bilgisayarlarda genel soğutmaya yardım ederek hava akışını sağlıklı bir şekilde yerine getirmekle yükümlüdür. Sistemin mantığı ise basitçe kasaiçindeki mevcut sıcaklığın dışarı atılması ve dışarıdaki daha serin havanın kasaiçine alınmasından ibarettir.

Hava dolaşımı ne kadar sağlıklı yapılırsa, donanım bileşenleri de o oranda sağlıklı ve verimli bir şekilde çalışacaktır. Hava dolaşımının kusursuz bir şekilde sağlanması sadece fanların elinde değildir. Örneğin, kasaiçindeki kablo karmaşası fanların aktif bir şekilde hava dolaşımını sağlamasını engeller; bu da kasaiçi sıcaklığın hızla artmasına neden olur. Bunun yanında kasa fanlarının belirli aralıklarla temizlenmesi gerekir.

Haz
05

Iki bilgisayari birbirine Kablosuz baglamak (Gorsel Anlatim)

Iki bilgisayari birbirine kablosuz (wireless) baglanti ile  baglayabilirsiniz arada herhangi bir kablosuz Modem veya Router olmasina gerek kalmadan. Bu islemlem sayesinde rahatlikla evinizde ve is yerinizde birbakima Lokal dosya paylasimindan yararlanmis olursunuz. Yapmaniz gereken oncelikle baglanti kuracak bilgisayarlarda kablosuz baglanti adaptorlerinin olmasi ve bundan sonrasini videoyu izleyerek uyapabilirsiniz.

 

Videoyu Izlemek icin buraya Tiklayiniz..

Not: Gorsel egitimde anlatilan islemleri gerceklestirdikten sonra ise ikinci bilgisayarinizdan yapmis oldugumuz kablosuz baglanti ismine tiklayarak sifremizi girmek ve kablosuz baglantiya dahil olmak hepsi bukadar basit.

Kaynak:egitim.nl

Haz
24

USB Belleğinizi NTFS ile Nasıl Formatlarsınız!

İlk önce şunu bilmeniz lazım, usb belleğinizin dosya sistemini NTFSye çevirdikten sonra cart diye çıkartmanız cihazınıza zaarar verebilir.Eğer yok ben uğraşamam “Donanımı Güvenle Kaldır” falan windows geyikleriyle diyorsanız.FAT kullanmaya devam edin cihazınız sağlam kalsın. USB belleğinizi NTFSyle formatlarsanız mutlaka saatin yanında sağ köşede gözüken Donanımı güvenle kaldır öğesinden kaldırmanız gerekiyor.Ona göre ondan sonra benim cihazım bozuldu ver parasını demeyin.

 

NTFS dosya tipine neden çeviriyoruz peki, NTFS dosya tipi daha küçük parçalardan oluştuğu bir miktar bellek miktarı artışı olabilir.Birde dosya kopyalama işlemlerinde belki bir miktar performans artışı olacaktır.

USB Flash Belleğimi NTFSyle nasıl formatlarım

1. İlk yapmanız gereken USB belleğinizi bilgisayarınıza takın.Sonra Bilgisayarıma sağ tıklayıp.Yönet seçeneğini seçin.

2. Açılan ekrandaki sol menüden “Aygıt Yöneticisi” ni seçin.Bundan sonra sağ tarafta bilgisayarınızın parçaları gözükecektir.”Disk Sürücüleri” grubunun altından USB belleğinizi seçin ve sağ tıklayın.

aygit yöneticisi bilgisayarım yönet

3. Açılan menüden “İlkeler” tabına geçin.Buradaki ekranda aşağıdada gözüktüğü gibi aşağıdaki seçeneği seçin yani “Performans için en iyi duruma getir.“Tamam deyin ve bu ekrandan çıkın.

usb bellek ayarları ntfs fat32

4. ve son adım olarak, usb belleğinizdeki gerekli dosyaları yedekledikten sonra.Bilgisayarıma girin.USB belleğinize sağ tıklayın ve Biçimlendir seçeneğini seçin.Karşınıza çıkan seçeneklerden Dosya Sistemi aşağı inen menüsünden NTFS dosya sistemini seçerek Başlat butonuna tıklayın.İşlem bittiğinde usb belleğiniz NTFS ile formatlanmış olacak.Bu kadar.

biçimlendir ntfs fat32 usb bellek

Unutmayın Usb belleğinizi NTFS ile formatladıktan sonra her kullandıktan sonra güvenle kaldırmalısınız yoksa cihazınızda hafıza kayıpları veya dosyalarınızda bozulmalar olabilir.Benden söylemesi.

Kaynak : alialtugkoca.com

Haz
16

Bluetooth Nedir ve Nerelerde Kullanılır?

Kategori: Donanım | Yorum Yapın

BluetoothKablosuz Bağlantı:

Son yıllarda adı sıkça duyulmaya başlanan Bluetooth nedir? Daha çok bilgisayarlarla yazıcılar arasındaki kablonun yerini alacağı vurgulanan Bluetooth acaba daha başka neler getirecek? Ne gibi uygulama alanları olabilir? Teknik altyapısı nasıldır? İsmi neden Bluetooth’tur? Bu gibi sorular, kısa ve anlaşılabilir bir dille aşağıda yanıtlanmaya çalışılmıştır.

Bluetooth Nedir?

Bluetooth, kablosuz kısa mesafeli, ses ve veri haberleşmesini sağlamak için oluşturulmuş ve standard çalışmaları hala devam eden bir sisteme verilen addır. Bugün pek çok insanın kullandığı televizyonların uzaktan kumandası, aslında Bluetooth’un atası sayılabilir. Ancak aradaki en büyük fark, şu an kullanılmakta olan uzaktan kumandalar (TV vb.), IrDA (infra Red Data Association), kızıl ötesi ışık ile veri iletişimini sağlamaktadır. Bluetooth’da ise 2.4 GHz’de radyo dalgaları kullanılmaktadır, dolayısıyla IrDA gibi doğrudan görüş hattı gerektirmemenin üstünlüğünü sunmaktadır.

Bluetooth İsmi:

Bluetooth adı, 940 ve 981 yılları arasında yaşamış olan, Danimarka kralı Harald Blatand’dan gelmektedir. Kral Blatand yönetimi süresince ülkesindeki insanların birbirleriyle konuşmalarını dolayısıyla yakınlaşmalarını sağlamıştır ve Danimarka ile Norveç’i birleştirmiştir. Aslında bir Viking olan kral Blatand’ın adı İngilizceye Bluetooth olarak geçmiş, kısa mesafeli haberleşme sistemi fikrini ortaya atanlar tarafından bu sisteme, Kral Harald Bluetooth’un anısına atfen, Bluetooth adı verilmiştir. Bugün, insanların birbirleriyle konuşmasını salık veren ve Norveç ile Danimarka’nın birleşmesini sağlayan Kral Bluetooth’un adı, cihazların birbiriyle haberleşmesini ve bilgisayarlar ile telekom dünyasının birleşmesini sağlayan sistemin adıdır.

Bluetooth Fikri:

Bluetooth fikri ilk kez 1994 yılında Ericsson firması tarafından gündeme getirilmiştir. İlk olarak cep telefonları ile dizüstü bilgisayarları biribirine kablosuz olarak bağlama düşüncesiyle ortaya çıkmış, daha sonra mobil veri (data) kullanımının daha çok artacağı görülünce tüm kısa mesafeli veri ve ses haberleşmesini içerisine alacak bir sisteme dönüştürülmüştür. Önümüzdeki yıllarda, daha önce mobil ses iletişimi gelişiminde olduğu gibi, mobil veri iletişimininde yaygılaşacağına kesin gözüyle bakılmaktadır. Bu gelişimin Bluetooth ile birlikte olacağı ise kaçınılmazdır.

Bluetooth Özel Çalışma Grubu (Bluetooth SIG):

İster haberleşme, isterse farklı bir alan olsun, Dünya genelinde standartlar devletin kontrolündeki belli kurumlar veya kar gütmeyen organizasyonlar tarafından belirlenir. Örneğin Avrupa’daki haberleşme sistemlerinin standartları ETSI tarafından, Amerikadaki bazı standartlar ise ANSI tarafından tanımlanır. Türkiye’de ise TSE pek çok standardı belirler ya da ETSI gibi gruplar ile işbirliği yaparak bu standartları oluşturur. Bluetooth ise bu konuda farklı bir yapıya sahiptir.

Geleneksel yapılanmanın tersine Bluetooth standartları Bluetooth SIG (Special Interest Group) adı verilen Bluetooth Özel İlgi Grubu tarafından belirlenmektedir. Bu grup ilk olarak Ericsson, Nokia, IBM, Intel ve Toshiba tarafından kurulmuş, daha sonra bu gruba aralarında Motorola, 3Com, Microsoft, Lucent, Qualcomm gibi dev firmaların da bulunduğu yaklaşık 1500 firma katılmıştır. Bu firmalar sürekli bir işbirliği içerisinde çalışmalarını sürdürmektedirler.

Bluetooth standartları, diğer standartların aksine, tümüyle ücretsiz olarak herkese açık standartlardır.

Bluetooth’un Kullanım Alanı:

Bluetooth’un kullanım alanı olabildiğince geniştir. Kısa mesafeli haberleşmede hayal edilebilecek pek çok şeye alt yapı sağlayabilmektedir. Bir kaç örnek vermek gerekirse:

-Bilgisayarınızın, yazıcınızın, farenizin kablolarını atabilir, tümüyle kablosuz bağlatıya geçebilirsiniz,

-Bluetooth ile donatılmış cep telefonunuzu çantanızda taşırken, kulağınıza takılı olan kulaklık-mikrofon ile telefon konuşmanızı yapabilirsiniz,

-Arabanızla yolculuk ederken arabanızda bir sorun olduğunda Bluetooth’lu arabanız ve cep telefonunuz aracılığı ile arabanızın tüm diyagnostik bilgilerini servise aktarabilir, hatta servisin aynı altyapı üzerinde arabanıza müdahale etmesini sağlayabilirsiniz,

-Amerika’da, tümüyle Bluetooth altyapısına geçmiş olan “Holiday Inn Hotel”in lobisinde otururken, cebinizden Bluetooth’lu “e-mail kalem”inizi çıkarıp bir kağıdın üzerine istediklerinizi yazip “Gönder” tuşuna basarak e-postanızı gönderebilirsiniz.

-Bluetooth’lu arabanızla Boğaz Köprüsünden veya herhangi bir otoyol gişesinden beklemeden geçiş yaparken arabanız gişe ile haberleşip kredi kartınızdan gerekli ödemeyi otomatik olarak yapabilir. Aynı araçla, aynı işlemi Avrupa gezisine çıktığınızda da yapabilirsiniz.

Daha pek çok bunlar gibi pek çok örnekler verilebilir.

Teknik Altyapı:

Bluetooth standardı 10 metre uzaklığa kadar ses ve veri haberleşmesinin sağlanmasını öngörmektedir. Ancak opsiyon olarak bu uzaklık 100 metreye çıkabilmektedir. Haberleşme radyo-link bir yapıyla sağlanmakta ve kanal başına asimetrik 723.2 kbit/sn, simetrik olarak ise 433.9 kbit/sn’lik veri haberleşmesini, aynı anda 64 kbit’lik 3 adet senkron ses kanalını ve aynı anda bir adet senkron ses, bir adet asenkron veri kanalını da destekleyebilmektedir.

Frekans bandı 2.4 GHz ile 2.48 GHz arasındadır. Bu bandın kullanımı lisanssız olup endüstriyel, bilimsel ve medikal (ISM) bant olarak adlandırılmaktadır. Kanal sayısı 1 MHz’lik aralıklarla toplam 79 adet olmakla birlikte Fransa ve Japonya’da 23 adedi kullanılmaktadır. Giriş tekniği olarak, Zaman Bölmeli Çoklu Giriş (TDMA, Time Division Multiple Access) tekniğinin bir türevi olan Zaman Bölmeli İkileme (TDD, Time Division Duplexing) tekniği kullanılmaktadır. Çevre gürültülerine bağışık olabilmesi için ise Frekans Atlamalı Yayılmış Spectrum (FHSS, Frequency Hopping Spread Spectrum) tekniğini FM modülasyonla birleştirerek kullanmaktadır. Taşıyıcı frekansı saniyede 1600 atlama yapmakta, bir başka değişle saniyede 1600 defa kanal değiştirmekte, dolayısıyla ortam gürültüsü ve karışımdan etkilenme asgari düzeye inmektedir. Temel band (Baseband) modülasyonu olarak da GFSK (Gaussian Frequency Shift Keying) modülasyon tekniği kullanılmaktadır.

RF (Radyo Frekansı) çıkış gücü nominal 0dBm (1 mW), opsiyon olarak da 20dBm (100 mW) olarak belirlenmiştir.

Bluetooth’un cihaz başına hedef maliyeti ise 5 USD’nin altındadır.

Evrensel Olarak Onaylanmış Teknoloji

Her Bluetooth cihazı tek ve eşsiz bir kimliğe sahiptir. Bluetooth teknolojisine sahip bir ekipman çevresinde Bluetooth özelliğine sahip başka ekipmanlar olup olmadığını araştırır. Temas halinde, sistemlerin bağlantı kurup kurmayacaklarını belirlemeleri amacıyla sistemler arasında bir bilgi alışverişi gerçekleştirilir. İlk karşılaşma sırasında Bluetooth cihazları kişisel kimlik numaralarını (Personal Identification Number – PIN) birbirlerine gönderir. Bundan sonra, daha fazla teşhis işlemine gerek yoktur. Bir Bluetooth hücresi içinde aynı anda en fazla sekiz cihaz çalışabilir. Üstelik her Bluetooth cihazı aynı anda farklı hücreler içinde aktif olabilir.

Kaynak: ”Ericsson communication systems”, November 2002, Turkey