Haz
11

Flaş Bellek(Flash Memory) Nasıl Çalışır?

Flash bellekler kısa bir süre içerisinde büyük bir gelişim göstererek, insanların yanlarında taşıdığı günlük cihazlar arasında yerini aldı. Hiç şüphesiz bu gelişimin en büyük nedeni kolay kullanım ve taşınabilirlik olmuştur. Flash bellekler sadece taşınabilir usb depolama aygıtı olarak değil dijital kamera, cep telefonu, oyun konsolu gibi cihazlarda da kullanılmaktadır. Flash bellekler standart hafıza aygıtı olarak bilinen hard disk mantığından çok farklı çalışır. Bu özellikleriyle “katı halli depolama cihazı(solid state storage device)” olarak anılırlar. Çünkü içlerinde herhangi bir hareketli mekanik parça barındırmazlar ve çalışma şekilleri tamamen elektroniktir.

Flash belleklere örnek vermek gerekirse;

  • Bilgisayarlardaki BIOS çipleri
  • CompactFlash kartları(çoğunlukla dijital kameralarda bulunur)
  • SmartMedia ve microSD bellekler(çoğunlukla cep telefonu ve dijital kameralarda kullanılır)
  • Memory Stick bellekler(çoğunlukla dijital kameralarda bulunur)
  • PCMCIA hafıza kartları(çoğunlukla dizüstü bilgisayarlarda SSD yani katı halli diskler olarak kullanılırlar)
  • Oyun konsollarında kullanılan hafıza kartları

Nasıl Çalışır
Flash bellekler EEPROM çiplerin bir çeşididir. Aşağıda veri iletimi ve depolamanın nasıl yapıldığını şematik olarak görmektesiniz:

Mor renkli kutu olarak görülmekte olanlar kontrol ve kayar nokta mekanizmalarını içeren transistörlerdir. Bu iki transistör ince bir oksit tabakasıyla birbirinden ayrılmıştır. Kayar nokta kapısı(floating gate) sadece kontrol kapısından(control gate) geçen kelime çizgisine(wordline) bağlıdır. Bu bağlantı aşamasında hücre 1 değerini alır, bunu 0 yapabilmek için Fowler-Nordheim Tunneling adı verilen işlem basamağının gerçekleşmesi gerekir.

Tunneling işlemi, elektronların kayar nokta kapısındaki hareketini tanımlar. Yaklaşık 10 ile 13 volt arasında gelen elektrik akımı, yüküyle beraber bit hattından(bitline) gelir ve kayar nokta kapısından girerek önce sürekli akım kanalına(drain) daha sonra da kaynak kanalına(source) geçerek topraklanır.

Bu yüklenme kayar nokta kapısı transistörünün bir elektron tabancası gibi hareket etmesine neden olur. Uyarılmış bu elektronlar ince oksit tabakasının diğer tarafına itilir ve negatif yüklenirler. Bu negatif yüklü elektronlar kontrol ve kayar nokta kapıları arasında bir bariyer vazifesi görürler. Hücre sensörü isimli özel bir yorumlayıcı bölüm bulunur. Bu bölüm sayesinde kayar nokta kapısından geçen yük miktarı izlenir. Eğer bu kapıdan yükün %50’sinden fazlası geçiyorsa bunun değeri 1′dir. Eğer yük miktarı %50′nin altında kalıyorsa da değeri 0 olarak tanımlanır.

Flash bellek çiplerinin içinde yer alan hücrelerdeki elektronlarlar normale dönüp 1 değerini alırlar. Bunu da yüksek gerilim yükü ile oluşan elektrik alanı ile sağlarlar. Flash bellekler kapalı devredirler ve süregelen döngüsel görevlerin uygulanması şeklinde çalışırlar. Eğer bir veri silinecekse, daha önceden belirlenmiş bloklara gereken elektrik alan uygulanır ve blok sıfırlanmış olur. Silinen kısma tekrar yazılması mümkündür. Flash bellekler geleneksel EEPROM’lardan çok daha hızlıdırlar. Çünkü EEPROM’lar birim zamanda tek byte’lık veri temizleyebilirken, flash belleklerde bu bloklar halinde temizlenerek çok daha hızlı silinir ve tekrar yazılırlar.

Kaynak : Bilgiustam.com

Nis
28

Kasa Hakkında

kasa.jpg

1-FAN
PC açıldığında devreye girer ve iç elemanların ısınmasını engeller. Piyasada iki adet işlemci firması vardır. Bunlar, INTEL ve AMD firmalarıdır. Bu işlemcilerden AMD marka işlemciler ucuzdur. Ancak çok fazla ısınma problemi vardır. Bu yüzden bu marka işlemcilerin ek fan ihtiyacı vardır. Ancak ısınma problemide eskiye göre bu işlemcilerde azalmıştır.
ELEKTRİK DÜĞMESİ
PC’ yi açmaya ve kapamaya yarar. Her bilgisayarda olmayabilir.
2-GERİLİM DEĞİŞTİRİCİ
Bu anahtar sayesinde bulunan ülkeye göre akımın giriş gücünü seçmek mümkündür. Örneğin A.B.D.’ de 110 Volt’a, Türkiye’de 220 Volt’a ayarlanır. Dikkat edilmesi gereken bir başka konuda taşınabilir bilgisayarlarda da aynı problem vardır.
3-BESLEME
Akım prizine bağlanacak olan kablonun yerleştirilmesi gereken prizdir.
4-FARE
Farenin bağlanması için seri bağlantı noktası.
5-KLAVYE
Klavyenin bağlanması için seri bağlantı noktası.
6-USB GİRİŞİ
USB ( Universal Serial Bus ), PC’nin farklı tipte donanımlarla diyalog kurmasında kullanılan en yaygın bağlantı tiplerinden birisidir. Tüm yeni nesil bilgisayarlar USB 1.1 standardını ve bunun daha gelişmiş sürümü olan USB 2.0 standardını destekliyorlar. Çünkü fareden tutunda yeni model yazıcı ve tarayıcıya kadar birçok cihaz bu tipteki bağlantıyı tercih ediyor.
7-RJ-45 ETHERNET GİRİŞİ
Ethernet, iş ve cafe ortamlarında PC’leri yerel bir ağa(LAN, Local Area Network) bağlamak için kullanılan en yaygın teknolojidir.
8-SERİ BAĞLANTI NOKTASI
Normalde harici modemin ya da diğer harici donanımların sisteme bağlanması için kullanılır.
9-ENTEGRE VİDEO ÇIKIŞI
Bu bağlantı noktasına monitörünüzü bağlayabilirsiniz. Giriş, direkt olarak anakarta entegre edilmiştir. Her anakart bu özelliği desteklemez.
10-PARALEL BAĞLANTI NOKTASI
Paralel bağlantı noktası, yazıcı ile yapılan standart bağlantılar için kullanılır. Bir yazıcı hem parelel bağlantıyı, hem de USB bağlantısını destekleyebilir. Sadece paralel bağlantı ve sadece USB bağlantısını tercih eden yazıcı tipleri de vardır.
11-OYUN GİRİŞİ
İsminden de anlaşılabileceği gibi bu giriş, bilgisayarın oyun donanımıyla bağlantısını sağlamaktadır. Oyun çubukları (joystick) bu tip donanımların en tipik örneğidir.
12-M VE N SES GİRİŞLERİ
Hoparlör ve kulaklık için kullanılan girişlerdir. Line-in(M) ve line-out(N) olarak ikiye ayrılırlar. Farklı renkleri, doğru kablonun doğru girişe takılmasını kolaylaştırır.
13-MİKROFON GİRİŞİ
Mikrofonu sisteme bağlamak için kullanılan giriş.
14-GRAFİK KARTI (EKRAN KARTI)
Bu özellik PC’de ekran kartı bulunuyorsa geçerlidir. Özellikle oyunların oynanması için iyi bir grafik kartı şarttır. Kart 2 veya 3 girişe sahiptir. Bunlardan bir tanesi monitör bağlantı noktası, bir diğeride TV çıkışıdır. Bunların dışında yeni kasalarda DVI bağlantısı vardır. DVI, yeni nesil LCD monitörleri sisteme bağlamak için kullanılıyor.
DAHİLİ MODEM
Modem, internet bağlantısını sağlar.
TELEFON GİRİŞİ
Telefon hattı kablosunun modeme bağlanması için kullanılan giriş.
Püf noktaları:
•  Toza karşın kadın çorabı: Bilindiği gibi elektrik tozu çeker. Zamanla bilgisayarınızın içinin tozlanmasını engellemek için, kasanın içine yanlardaki havalandırma deliklerine karşılık gelecek şekilde kadın çorabı yerleştiriniz.
•  Güneş ışığı: Doğrudan güneş ışığının tek zararı, çalışır durumda bir bilgisayarın soğumasını zorlaştırmasıdır. Çalışmadığı zamanlar doğrudan güneş görmesi bir bilgisayara zarar vermez. Bilgisayarınızı, arkasına aydınlık bir pencere gelecek şekilde yerleştirmeyiniz. Bu şekilde yerleştirilmiş bir bilgisayarda, gündüz çalıştığınızda, karşınızdan gelecek gün ışığı sizi çok rahatsız edecektir.

Nis
57

Sabit diskiniz içinde neler var?

 

Bir sabit diskin içerisinde neler bulunduğunu merak ettiniz mi? Yazımızı okumaya devam edin.

Bir sabit disk, bilgisayarınızın merkez depolama birimidir. Günümüzde, cep telefonu, MP3 çalar, dijital video kaydedici ve dijital video kameralarda bu cihazların minyatürleri yer alır. Bir sabit diskin içerisinde neler bulunduğunu merak ettiniz mi? Bunu öğrenmek için bir sabit diskin içini açmanıza gerek yok, yazımızı okuyarak öğrenebilirsiniz.

Plakalar

Bütününde ‘veri’ olarak adlandırılan ve resim, film, şarkı, doküman, e-posta ve işletim sisteminiz gibi programlarda kullandığınız her şey, plaka adlı özel disklerde saklanır. Bu diskler 2,5 ile 3,5 inç arasında değişen çaplardadır. Geniş kapasiteli sabit disklerde üst üste geçmiş birden fazla plaka vardır. Plakalar sert, metal veya cam malzemeden oluşur ve her İki yüzü manyetik bir materyalle kaplıdır. Mikroskobik boyutlardaki manyetik parçacıklar, plakaların üzerinde çeşitli desenler oluşturacak şekilde yer alır. Böylece veriler sabit diskte saklanmış olur. Genellikle plakaların her iki yönü de veri depolama amacıyla kullanılır.

Mil

Plakalar verilere hızlı erişim sağlamak için oldukça yüksek hızlarda dönmelidir. Tüm plakaları birbirine bağlayan ana mil. güçlü bir motora bağlıdır. Sabit diskin modeline bağlı olarak plakalar, dakikada 4,200 ile 15,000 arasında değişen değerlerde dönüşler yapar. RPM olarak bilinen hız. İşte bu plakaların dönüş sayısını belirtir. Millerde top şeklinde kaliteli bir malzeme kullanılır, böylece uzun dönüş periyotları yumuşak bir şekilde sağlanabilir.

Kafalar

Okuma - yazma kafaları, verilerin plakalarda saklanmasından ve geri çağrılmasından sorumludur. Verilen ‘yazmak’ veya depolamak için. bu kafalar plakalar üzerinde belirli desenler oluşturacak şekilde yer alan mikroskobik boyutlardaki manyetik parçacıklara az miktarda elektrik akımı verir. Veriyi ‘okumak’ İçin’ kafalar manyetik parçacıkların desenleri üzerinde gezinir. Plakanın her iki yönü de kullanıldığından, her plakaya çift sayıda kafa düşer. Okuma - yazma kafaları asla plakaya değmez ve İki plaka arasındaki boşlukta çalışır. Plaka ve kafa arasındaki boşluk oldukça azdır.

Erişim kolları

Okuma - yazma kafaları diskin yüzeyinde oldukça hızlı hareket ederek veri okumak veya yazmak zorundadır. Kafaların çok hızlı hareket etmesini bu erişim kolları sağlar. Okuma - yazma kafaları bu erişim kollarının bir ucunda durur. Kolun diğer ucuysa, hareketi sağlayan motora bağlıdır. Her plaka için farklı kollar bulunur. Kafa ve kollar birlikte hareket eder.

Kaplama

Okuma - yazma kafaları ve plaka yüzeyleri arasındaki boşluk çok az olduğundan, araya girebilecek en ufak bir toz parçacığı bile Ölümcül zararlar verebilir. Kafa, plakaya değerek çizebilir, bu da onarılamaz bir veri kaybına sebep olabilir. Bu yüzden sabit disklerin çevreleri kaplanmıştır. Bu kapağı açmamalısınız. Sabit diskler, tamamen tozsuz, özel ortamlarda hazırlanır ve tamir edilir.

Track’ler, sektörler

Plaka üzerinde ‘track‘ adı verilen dairesel patikalar yer almaktadır. Her track, çok sayıda sektörden oluşur. Her veri birimi bir sektörde depolanır. Genellikle, bir seferde aktarılan veri birden çok sektöre yayılır. Okuma - yazma kafaları verileri sektörlerden alarak, ana belleğe aktarır, böylece alınan veriler ekrana yansıtılabilir.

Devre kartı

Motor ve kafaları kontrol eden tüm elektronik birleşenler, bir devre kartı üzerinde yer almaktadır. Sabit diskin yöneticisi olan bu devre kartı, sabit disk kaplamasının hemen altında yer alır. Bu devre kartı, İşletim Sistemi (Windows) ve BIOS (bilgisayarın anakartındaki özel bir yonga) ile haberi esir. Yani, devre kartının sabit disk ve bilgisayar sistemi arasındaki arabirim olduğunu söyleyebiliriz.

Kablo ve bağlantılar

Sabit disk tüm bilgisayar sisteminden ayrı bir birleşendir. Bir uçta geniş bir bağlantı yer almaktadır. Düz bir “IDE kablosu” bu yuvaya girer. IDE kablosunun diğer ucu anakarttaki IDE yuvasına takılır. Veri bu kablo üzerinden sabit disk ve bilgisayar arasında yolculuk eder. Bir de güç bağlantısı bulunmaktadır. Bilgisayarın güç kaynağından gelen bu bağlantı, veri bağlantısının yanındaki daha ufak yuvaya takılır.

Jumper ayarları

Veri kablosu ve güç kablosu arasında jumper anahtarını göreceksiniz. Atlatıcı olarak da bilinen bu bölüm, sabit diskin ana (master) veya ikincil (slave) olarak çalışacağını belirler. Bir bilgisayara birden çok sabit disk bağlanabilir. Bu yüzden ufak plastik bir başlık, bu ara bölgede yapılan ayarla hangi sabit diskin öncelikli olduğunu belirlemektedir.

Chip

 

Nis
42

Ekran Kartları

Grafik kartı olarak da adlandırılan ekran kartlarının görevi, bilgisayardan gelen sinyali ekranda görüntülenebilecek bir formata çevirmektir.

Eğer yeni bir ekran kartı almayı planlıyorsanız, piyasadaki çeşitlilik karşısında kafanızın karışmaması mümkün değil. 30 Dolar’dan başlayan ve yüzlerce Dolar’a kadar varan farklı fiyatlar, seçim yapmayı da son derece güç bir hale getiriyor.
Doğru seçimi yapabilmek için, öncelikle ekran kartlarının temel özelliklerini tanımanız gerekli. Örneğin kart üzerinde kullanılan grafik işlemci, modelden modele büyük farklılıklar gösterebilir. Günümüzde grafik işlemci dendiğinde, akla gelen ilk isimler NVIDIA ve ATI olacaktır. İki şirket arasında yaşanan büyük hız yarışı, her geçen gün yeni bir grafik işlemci ile tanışmamıza yol açıyor. Yeni nesil kartların üzerinde ya ATI’nin Radeon işlemcisine, ya da NVIDlA’nın GeForceFX işlemcisine rastlayacaksınız. Ancak bu işlemcilerin de kendi içlerinde farklı modellere ayrıldığını bilmelisiniz. Daha hızlı olan işlemciler, her zaman için daha yüksek bir fiyata sahip olacaktır. Sizin satın alacağınız kartın hızı ise, tamamen ihtiyaçlarınıza bağlı.

Dikkat etmeniz gereken diğer bir detay da, kart üzerinde kullanılan bellek büyüklüğü. Yeni nesil kartların büyük çoğunluğunda 128 MB’lık bellek yongalarına rastlıyoruz. Daha profesyonel kartlar ise 256 MB’lık bellek kapasitesi ile destekleniyorlar.

VERİYOLUNA DİKKATVeriyolu, farklı donanımların işlemci ile iletişim kurmalarını sağlayan ve veri alış verişini mümkün hale getiren kanallara verilen genel isimdir. Ekran kartları da, işlemci ile iletişim kurarken anakart üzerindeki özel veriyollarından yardım alırlar.

 

Yeni nesil ekran kartlarının hemen hepsi, AGP (Accelerated Graphics Port) veriyolunu destekliyorlar. Bu da, kartınızı anakart üzerindeki AGP yuvasına takmanız gerektiği anlamına geliyor. Eğer bilgisayarınız biraz eskiyse, anakart üzerinde AGP yuvası bulunmayabilir. Bu durumda sahip olacağınız ekran kartı da mutlaka PCI veriyolunu kullanıyor olmalı. PCI veriyolunun en büyük dezavantajı, veri transfer hızı konusunda AGP’nin oldukça gerisinde kalması. Ancak anakartınızda AGP yuvası bulunmuyorsa, PCI veriyolunu kullanan bir ekran kartı almaktan başka bir çareniz yok.

İHTİYACINIZI BELİRLEYİNEğer sadece kelime işlemci ve benzeri ofis programlarını kullanıyorsanız, çok hızlı bir ekran kartına ihtiyacınız olmaz. Ancak yine de çok zayıf (ve aynı zamanda çok ucuz) bir kart seçmenizi önermiyoruz. Çünkü görüntülenen resim her ne kadar statik görünse de, aslında bilgisayar tarafından devamlı olarak tazelenir. Başka bir deyişle görüntü, bir saniye içerisinde defalarca çizilir. Çizim işleminin başarısı da, büyük oranda monitöre ve ekran kartına bağlıdır. Eğer tazeleme hızı düşük olursa, ekrandaki görüntüde de rahatsız edici titremeler oluşacaktır ve bu titremeler, göz sağlığı açısından oldukça tehlikelidir.

 

HANGİ KARTLAR SATIN ALINABİLİREkran kart satın alırken dikkat etmeniz gereken noktaları iki ana kategoriye ayırabiliriz: Teknik özellikler ve ekstra özellikler.

 

Teknik özellikler arasında ilk sırayı kullanılan grafik işlemci alıyor. 3D grafikleri çizmekle görevli olan grafik işlemcilerden yukarıda da kısaca bahsetmiştik. Tercihinizi yaparken, ATI ve NVIDIA imzalı grafik işlemcilerden birisini tercih etmek zorundasınız. ATI’nin yeni nesil grafik işlemcileri arasında dikkat çekenler, Radeon 9200, Radeon 9500, Radeon 9600 ve Radeon 9700′dür. NVIDIA ise, yarıştaki varlığını GeForceFX 5200, GeForceFX 5600 ve GeForceFX 5900 gibi grafik işlemcilerle sürdürüyor. Bu noktada bilmeniz gereken, bir kart ne kadar pahalı ise üzerindeki işlemcinin de aynı oranda yüksek olacağıdır. Ancak bazı istisnalar olabileceğini de aklınızdan çıkartmayın.

Dikkat etmeniz gereken diğer bir teknik özellik ise kullanılan bellek miktarıdır. Kısa süre öncesine kadar yoğun olarak gördüğümüz 64 MB kapasiteli bellekler, artık yerlerini 128 MB’a bırakmış durumda. Bugün piyasadaki kartların büyük çoğunluğunun üzerinde 128 MB’lık bellek yongaları görmeniz mümkün. Bu rakam, standart bir kullanıcı için son derece yeterlidir. Ama profesyonel uygulamalarla ilgileniyorsanız, 256 MB’lık kartları tercih etmeniz daha doğru olacaktır.

EKSTRA ÖZELLİKLERGelelim ekstra özelliklere… Kart üzerinde bir TV çıkışının bulunmasında büyük yarar var. Bu çıkışın yardımıyla bilgisayarınızı televizyona bağlayabilirsiniz. Peki ama televizyon bağlantısına neden ihtiyaç duyuyoruz? Tabii ki film izlemek için… Eğer bilgisayarınızı TV’ye bağlarsanız, filmleri televizyon kalitesinde ve büyük bir ekranda izlemeniz de mümkün olacaktır. Bu sayede, alacağınız keyfin ne kadar arttığını siz de anlayacaksanız.

 

EKRAN KARTLARININ KISA TARİHİEkran kartlarının geçmişine kısa bir yolculuk yaptığımızda, sahnedeki kahramanların da sürekli olarak değiştiğini görüyoruz. 3 boyutlu grafik kavramı İle tanışmamızı sağlayan ilk şirket 3dfx adını taşıyordu. Şirketin Voodoo İsmi İle satışa sunduğu ekran kartları, uzun süre boyunca bilgisayar kullanıcılarının hayallerini süsledi (resimde gördüğünüz kart). Ancak NVIDlA’nın yarışa dahil olması, 2000′li yıllara girdiğimizde durumun tamamen değişmesine neden oldu.

 

Bu tarihten sonra, 3dfx giderek güç kaybetmeye başladı ve sonuçta NVIDIA tarafından satın alındı. NVIDIA yarışta yalnız kaldığını düşünürken, bu kez de karşısında ATI’yi buldu. 2 boyutlu grafik döneminin yıldızı olan ancak 3 boyut devrinde bir hayli gerilerde kalan ATI, hızlı İşlemcileri ile NVIDlA’nın en büyük (ve en ciddi) rakibi olmayı başardı. Üstelik bu durum, günümüzde de aynı şekilde devam ediyor.

Peki ama ekran kartı piyasasında sadece İki İsim mi var? Tabii ki hayır… örneğin Matrox, üç monitör destekli kartları İle pazardan pay kapabilmek İçin büyük bir mücadele veriyor. Ancak şirketin yakaladığı başarı, şimdilik ATI ve NVIDlA’nın oldukça gerisinde.

AGP VE PCIAnakart üzerinde bulunan AGP yuvalarının sayısı, en fazla 1 ile sınırlı olabilir. PCI yuvaları ise. üst düzey anakartlarda 6 ya da 7 adet olabilir. Çünkü ses kartı. TV kartı ya da modem gibi bileşenlerde, bilgisayar bağlantısını PCI veriyolunun yardımıyla gerçekleştirirler. AGP veriyolu ise. sadece ekran kartları tarafından kullanılır.

 

DVI GİRİŞİ NEDİR?Yeni nesil ekran kartlarının büyük çoğunluğu, monitör bağlantısı İçin İki farklı girişe sahiptir. Bunlardan İlki, herkesin yakından tanıdığı VGA girişidir. DVI girişi ise, özellikle LCD monitörlerin sisteme bağlanması İçin kullanılır. Eğer dilerseniz, CRT monitörleri de uygun adaptörlerin yardımıyla DVI girişine bağlayabilirsiniz. Bu sayede, tek bilgisayar için İki farklı monitör kullanma şansınız olabilir.

 

Nis
27

Klavyenin Gizemleri

Faremizin en büyük yardımcısı olan klavye, tüm sırlarıyla mercek altında.

 

Klavyenin üzerinden yüzden fazla tuş bulunuyor. Bunların büyük bölümünü harfleri ve noktalama işaretlerini yazmak için kullanıyoruz. Peki ya diğerlerini?

Her şeyden önce, klavye üzerindeki tuşları iki kategoriye ayırabiliriz: Evrensel ve özel tuşlar. Bunların yanı sıra eşzamanlı, yani aynı anda basılarak kullanılan bir dizi tuş kombinasyonu davardır. Evrensel tuşlar, o anda kullanılan programdan bağımsız olarak kendilerine standart olarak atanmış fonksiyonu gerçekleştirirler. Harf tuşları ve klavyenin sağ kısmındaki nümerik tuş takımının yanı sıra, imleci hareket ettirmeye yarayan yön tuşları ve silme işlemleri için kullanılan “Delete” ile “Backspace” tuşları evrensel tuşlar arasında yer alır.

Özel tuşlar ise kullanılan programa göre farklı işlevler üstlenirler. F1, F2 gibi fonksiyon tuşları buna güzel bir örnektir. Bu tuşlarla ilgili tek zorluk, belli programlarda özel işlevi olan herhangi bir F tuşunun başka bir programda başka bir işlev için kullanılabiliyor olması. Bu karmaşayı önlemeye çalışan bazı programcıların sayesinde, F tuşlarının kullanımı yavaş yavaş standartlaşmaya başladı.

Tuş Kombinasyonları

Tuş kombinasyonları ise belli prosedürleri hızlandırmak için birden fazla tuşun aynı anda kullanılması sonucunda ortaya çıkarlar. Kombinasyonlar sayesinde yazılım ile etkileşim kolaylaşır ve bazı işlevlere kısa yoldan ulaşmanız sağlanır.

Bir belgedeki metinin belli bölümünü kopyalamak istediğinizde, bunu yapabilmek için farklı yöntemler tercih edebilirsiniz. Menü çubuğunu kullanabilir, farenin sağ tuşundan faydalanabilir ya da en hızlı yöntem olarak Ctrl ve C tuşlarına aynı anda basabilirsiniz. Çünkü bu kombinasyon, kopyalama komutu vermeniz anlamına gelir. Bu ve buna benzer tuş kombinasyonlarının kullanım şekilleri farklı işletim sistemlerinde değişiklik göstere-bilse de, genel kullanımın standartlaştırma çalışmaları devam etmektedir. Kombinasyonların sayısı oldukça fazladır.

Bu sayfalarda verilen örnekler ile bazılarını öğreneceksiniz; ama ilerledikçe işlenen konuya göre daha fazla kombinasyonla tanışma olanağı da bulacaksınız.

EVRENSEL TUŞLAR
Del tuşu ile silmek: Üzerinde D-E-L harflerinin yer aldığı Del tuşu imlecin sağındaki karakteri silmeye yarar. Diyelim ki ENTER yazmak istediniz, ama ENTTER yazmış bulundunuz. Fazla olan T’yi silmek için tek yapmanız gereken, İmleci iki T arasına getirmek ve Del tuşuna basmaktır.
 

 

Backspace: Enter tuşunun üzerinde bulunur ve sola doğru bir ok işareti taşımaktadır. Bu tuş sola doğru silmeye yarar. Önceki örneği ele alırsak, bu sefer İmleci ikinci T’nin sağına getirmek ve Backspace’e basmak gerekecektir.

Page Up - Page Down: Bu tuşlar en çok Word kelime işlemcisinde kullanılır. Birincisi önceki sayfaya, ikincisi ise sonraki sayfaya geçmeye yarar. Tuşlardan birine sürekli basılı tutulduğunda metinde yukarı veya aşağı yönde, her seferinde yaklaşık bir sayfalık aralıklarla geçişler yapılır. Kısacası imleci belgelerin farklı noktalarına götürmenizi sağlarlar ve kaydırma çubuklarının yerine kullanılırlar.

Home: Üzerinde Home yazısı vardır; ancak sadece çapraz bir ok ile belirtilmiş olarak da bulunabilir. İmleci satırın başına götürmekle görevlidir. Bu tuş da genellikle Word gibi kelime işlemcilerde kullanılır.

End: İlk bakışta İmleci belgenin sonuna götürmek için kullanılan bir tuş gibi düşünülse de, aslında bulunduğunuz satırın sonuna ulaşmanızı sağlar. Benzerliklerinden dolayı Home tuşunun hemen yanına yerleştirilmiştir.

İPUCU: Ctrl ve Home tuşlarına aynı anda bastığınızda, doğrudan açık olan belgenin en başına gidersiniz. Ctrl ile End ise, sizi belgenin en sonuna götürür.

Ins (Insert): Üzerinde I-N-S ya da I-N-S-E-R-T harfleri bulunan tuştur. Fonksiyonu çoğu kişi için büyük bir bilinmeyenin ötesine geçemez. Özellikle Word kelime işlemcisi tarafından kullanılır. Normalde Word gibi bir kelime işlemcide eksik yazılmış bir harfi tamamlamak için imleci kelimenin arasına getirip eksik harfi araya yazabilirsiniz. Örneğin ENTER yazmak istediniz fakat ENTR yazdığınızı fark ettiniz. İmleci T ve R arasına getirip E harfini yazabilirsiniz. Fakat ENTER yerine ENTTR yazdıysanız ve ikinci T yerine bir E yazmak istiyorsan iz yapacağın iz en pratik hareket, Ins tuşuna bastıktan sonra fazla olan T’nin önüne imleci taşıyarak E’ye basmaktır. Böylece silmeye gerek kalmadan doğru harf eskisinin yerini alır. Ins tuşuna bir kez bastığınızda, daha sonra yapacağınız tüm hareketlerde de aktif halde kalacaktır. Bu yüzden tuş ile işiniz bittiğinde üzerine bir kez daha basmanız ve tuşu etkisiz hale getirmeniz gerekir.

Shift: Tuş, yukarıyı gösteren bir okla işaretlenmiştir. İlk bakışta re işe yaradığını fark etmek oldukça zordur. Çünkü tek başına basılınca hiç bir etki yaratmaz. Başka bir deyişle Shift, ancak bir başka tuşla beraber kullanıldığı zaman anlam kazanır. İleride öğreneceğiniz birçok özelliğin dışında, en çok büyük harf yazmaya yarar. Ayrıca klavyenin üzerinde dikkatinizi çekmiş olabilecek birden fazla karakter barındıran tuşlar vardır. Örneğin aynı tuşun üzerinde 7 ve / işaretleri bulunur. / işaretini yazabilmek için, ilgili tuşa basarken Shift tuşunu da basılı tutmalısınız. Yani tuşların üzerinde üst kısımda göreceğiniz tüm karakterler, ancak Shift tuşunun basılı tutulması yardımıyla yazılabilir.

Caps Lock: Büyük veya küçük harf yazımının sürekli aktif halde olmasını sağlayan tuştur. Shift’ten farklı olarak sürekli basılı tutmanız gerekli değildir. Etkin ya da devre dışı durumda olduğunu klavyenin sağ üst tarafındaki uyarı ışığının yanık ya da sönük olmasından anlayabilirsiniz. Aktif olduğunda yazacağınız tüm karakterler de büyük olacaktır.

DİKKAT: CAPS LOCK

Eğer Caps Lock ışığı yanıyorsa ve Shift tuşunu basılı tutarak yazıyorsanız, harfler küçük yazılacaktır. Caps Lock büyük harf yazımını sağlar, fakat bu esnada Shift’i basılı tutarak bilgisayara bunun tersini yapması yönünde bir komut vermiş olursunuz.

ÖZEL TUŞLAR
Esc: İngilizcede “escape” sözcüğünün kısaltması olan ve E-S-C harfleri ile gösterilen bu tuş, bir menüden veya bazı programlardan çıkmaya yarar. Özellikle PC oyunlarından çıkmak için kullanılır.
 

 

Enter: Klavye üzerindeki en büyük tuştur ve aşağı doğru bir ok sembolü ile işaretlenmiştir. Pek çok farklı işlevi vardır. Bunların en önemlisi ise bir seçeneği onaylamaktır. Örneğin bir programı çalıştırmak istiyorsunuz… Program simgesi üzerine tıklayıp Enter’a basabilirsiniz.

Kelime işlemcilerde ise yeni paragraf oluşturmaya yarar. Bu konudaki genel inanış Enter’ı her satırdan sonra kullanmak gerektiğidir ve bu son derece yanlıştır. Program cümleleri art arda dizip gerektiğinde bir alt satırdan devam ettirecektir. Enter ise bir paragrafı bitirip yeni bir paragrafa başlamak istediğinizde kullanılır.

Tab: Üzerinde biri sağa diğeri sola doğru yönlendirilmiş iki ok işareti vardır. Pek çok farklı işlevi bulunur. Windows’un pencereleri ya da menülerinde; simgelerin ve dosyaların arasında seçili olanı fare kullanmadan değiştirmeye yarar. Kelime işlemcilerde imleci önceden ayarlanmış bir karakter sayısı kadar ilerletmeyi sağlar. Excel yazılımında ise bir sonraki hücreye geçmek için kullanılır. Ayrıca Windows altında çalışan programlarda, farklı bölümler arasında ilerlemenize yardım eder.

Eğer Tab tuşunu Shift tuşu ile aynı anda kullanırsanız, anlattıklarımızın tümü ters yönde gerçekleşecektir.

CTRL - ALT Tuşları

Ctrl: İngilizce “Control” kelimesinin kısaltması olan C-T-R-L harfleri ile belirtilen tuşun tek başına herhangi bir işlevi yoktur ve diğer tuşlarla birlikte kullanılır. Klavyede iki adet Ctrl tuşu bulunur; ancak ikisinin de işlevi aynıdır.

Alt: Alt tuşunun iki işlevi vardır. İlki ana menüyü seçmektir ve pek çok uygulama için geçerlidir. Böylece aynı an da imleç ile farklı seçenekler arasın da dolaşabilirsiniz.

Alt tuşu diğer tuşlarla birlikte de kullanılabilir. Örneğin açık bir pençedeki “Dosya” menusunu seçmek istiyorsanız, önce Alt tuşuna, daha sonra “Dosya” kelimesinde altı çizili olan D harfine basmalısınız. Düzen menusunu açmak içinse yine önce Alt, sonra da Z tuşlarına basmanız gerekir.

Alt Gr: Klavyedeki bazı tuşların üzerinde üç farklı sembol bulunur. İlk sembolü tuşa doğrudan basarak yazıyoruz, ikinci sembol içinse daha önce gördüğümüz gibi Shift tuşunu kullanıyoruz. Peki ya üçüncü sembol için ne yapacağız? Alt Gr tuşu bu noktada devreye giriyor. Örneğin e-posta adreslerinin tipik sembolü olan @ sembolü için Alt Gr’ye ve @ sembolünün bulunduğu tuşa birlikte basmak gereklidir.

Menü tuşları: Masaüstündeki “Başlat” menusunu açmanızı sağlayan “Windows” tuşu arlık pek çok klavyede yer almakladır. Klavyenin sol allında, Ctrl ve Ali tuşları arasında yer alır. Görevi, Windows’un bu önemli düğmesine fare kullanmadan erişmektir. Klavyeler üzerinde bulunan diğer menü tuşu ise, farenin sağ tuşuna basınca beliren menüyü kısa yoldan görüntülemeye yarar. Üzerinde menü sembolü olan bu tuş, genellikle klavyenin sağ alt tarafındaki Ctrl ve Alt Gr tuşlarının arasında bulunur.

Print Scrn: Bu tuşun işlevi de ilk bakışta anlaşılmayabilir. Tuşa bastığınızda görünürde hiçbir şey olmaz. Ama aslında tuşa basıldığı anda ekrandaki görüntü hafızaya alınmıştır. Peki bunu nasıl hafızadan alıp, ortaya çıkartabiliriz? En basiti Windows’un donatıları arasında yer alan Paint programını kullanmaktır. Programı çalıştırmak için sırasıyla şu yolu takip edin: “Başlat” düğmesi - “Tüm Programlar” seçeneği - “Donatılar” seçeneği - “Paint” seçeneği. Programı çalıştırdığınızda “Düzen” menüsünden “Yapıştır”! seçin. İşte ekran görüntüsü karşınızda…

F1 ve diğer fonksiyon tuşları: F1 hemen hemen tüm programlarda aynı işleve sahiptir. Görevi, yardım seçeneklerini aktif hale getirmektir. Diğer fonksiyon tuşları ise programa göre farklı görevler üstlenmiş olabilir. Bu durumda kesin bir tanım vermek mümkün değildir. Daha önce de söylediğimiz gibi bazı benzer programlarda bu tuşların kullanımlarını standartlaştırma çabaları vardır. Başta Windows uygulamaları olmak üzere pek çok kaynak yönetim programında F2 bir dosyanın adını değiştirmeye, F4 ise yapılan en son işlevi tekrarlamaya yarar.

BİLGİ
Bir tuş kombinasyonu kullanılacağı zaman, gerekli tuşların hepsine aynı anda basılmaz. Örneğin Ctrl ve C tuşları ile gerçekleşen kopyalama işlemini ele alalım. Önce Ctrl basılı tutulur; sonra da C tuşuna basılır.
 

 

DİKKAT

Türkçe klavyeler, özellikle tuşların yerleri açısından İngilizce klavyelerden farklıdır. Bunun sebebi İngilizcede bulunmayan Türkçe karakterlerdir. Örneğin “Ş” harfi İngilizcede kullanılmaz; bu yüzden İngilizce klavyelerde de yer almaz. Piyasada bulabileceğiniz Türkçe klavyeler ise iki kategoriye ayrılırlar. Bunlar Q ve F klavyelerdir. Aralarındaki fark, tuşların dizilimi konusunda ortaya çıkar. Günümüzde bilgisayar kullanıcılarının büyük çoğunluğu Q klavyeyi tercih ediyor.